Çıkmazların en karanlığında yürüyordum, Adımlarım taşlara çarpa çarpa yorulmuş, Gözlerim gökyüzüne bakmayı unutmuştu. Her sokak aynıydı, Her günün rengi solmuştu. Aşk dediğim şey, Bir masaldan ibaret kalmıştı belleğimde.
Tam umudun ipini koparmışken, Bir kadın geldi karşıma… Gözlerinde sabah vardı, Sesinde unutulmuş bir şarkının melodisi. Sanki yıllardır aradığım suyu Bir damla halinde getirdi dudaklarıma. Ve ben, Çölün ortasında yeniden yağmura inandım.
O geldiğinde Kalbim yeniden öğrendi atmayı. Kapanmış defterlerim birden açıldı, Tozlu raflardan eski kelimeler Yeni anlamlarla indi kalemime. Düşlerimin üzerine örttüğüm kefen Onun gülüşüyle yırtıldı. Bir bakışıyla Ölümü unuttum, Bir dokunuşuyla Hayatı yeniden tanıdım.
O kadın mutluluk getirdi yanında, Kırık bir aynaya ışık tuttu, Ben parçamı onda buldum. Çaresizliğin ortasında Bir çiçek gibi açtı yanımda, Ve ben öğrendim: Karanlığın dili yoktur, Eğer yanında bir gülüş varsa.
Aşk, onunla yeniden doğdu bende. Yaralarıma merhem olmadı sadece, Yaralarımı anlamlı kıldı. Acılarımı silmedi, Onları sevginin içine kattı. Bir nehrin kayaya çarpıp Kendi yolunu bulması gibi Ben de onun kalbine çarptım Ve yolum orada devam etti.
Artık biliyorum, Aşk bir mucize değildir sadece, Bir bekleyişin, bir özlemin, Bir sabrın ödülüdür. Ve ben sabırla geçen bütün yıllarımın Hediye paketini onun gözlerinde açtım.
Kelimeler yetmez onu tarif etmeye, Ama yine de denerim: O, karanlık gecemin kandili, Sonsuz yolculuğumun pusulası, Gönlümün kayıp kitabındaki En parlak sayfadır.
Ve şimdi anlıyorum: Kalbin çarpması sadece kanın akışı değil, Bir kadının gelişiyle Zamanın yeniden başlamasıdır.