Bir köy sessizliğinde başladı hikâyemiz,
Toprak kokuyordu,
Geceler yıldızla doluydu,
Ben suskundum,
Senin adını ilk kez rüzgâr söyledi kulağıma:
Mihriban.O an anladım,
Bazı isimler, insana kader gibi dokunur.
Sen gülümsedin —
Dünya bana döndü,
Zaman bir anlığına eğildi önümüzde.Ben o gülüşe inandım,
Bir ömrü sığdırdım bir bakışına.
Gözlerin bir dağ sabahıydı,
Soğuk, ama içinde güneş saklı.
Ben ısındım sana,
Ama sen,
Sen bir mevsim gibi geçtin üzerimden.Mihriban,
Adını anmak bile yanmak gibi şimdi.
Söz değil bu, dua değil,
Bir yanık ilahi gibi…
Senin gidişinle
Bütün kuşlar yönünü şaşırdı,
Sular bile ağladı senin ardından.Bir gün dönersin sandım,
Bir gün rüzgâr seni getirir,
Bir mektup, bir işaret,
Bir ses,
Bir “ben de özledim” cümlesi belki…
Ama gelmedin,
Yıllar geçti,
Ben yaşlandım beklerken,
Sen efsane oldun içimde.Artık seni anlatmak,
Bir acıyı uyandırmak gibi,
Bir mezar taşına dokunmak gibi.
Ama ne zaman gece olsa,
Rüyama düşüyorsun,
O eski haliyle,
Yüreğimde bir sızı,
Adında bir dua kalıyor:
Mihriban.Yaktığın yerde hâlâ kül bile tutmaz toprak.
Mihriban,
Bir ömür sustum — sesim senin adında kaldı.
Mihriban,
Dünya bana dar, gökyüzü sessiz,
Ne yana dönsem, gözlerin orada.Mihriban,
Seninle konuşur her yağmur damlası,
Her rüzgâr senden haber getirir bana.
Mihriban,
Aşk dedikleri buysa eğer,
Ben çoktan cehennemle dost olmuşum.Mihriban,
Bir gün adımı anarsan,
Bil ki hâlâ buradayım,
Bir ağacın altında,
Sana yazdığım o ilk şiirin yanında,
Bir yıldızın gölgesinde —
Seni bekliyorum.Mihriban…
Mihriban…
Mihriban…
Her tekrarda biraz daha eksiliyorum,
Ama senden kurtulamıyorum.
Belki de bu aşk,
Tanrı’nın bana en sessiz cezasıydı.
Mihriban,
Sen yoksun ama ben hâlâ varsın sanıyorum.
Gözlerimi kapatıyorum —
Ve her karanlıkta,
Yine sen doğuyorsun.
Devamını Göster