Tüm Şiirler

Yeni Eklenen Şairler

Zaman Tüneli̇

18 Şubat 1980 , Pazartesi


Victor Hugo

1 Ocak 1802 , Cuma


Rabinranath Tagore

1 Ocak 1861 , Salı


Federico Garcia Lorca

1 Ocak 1898 , Cumartesi


William Shakespeare

1 Ocak 1564 , Çarşamba


Pablo Neruda

1 Ocak 1904 , Cuma


Johann Wolfgang Von Goethe

1 Ocak 1749 , Çarşamba


Jorge Luis Borges

1 Ocak 1899 , Pazar


Louis Aragon

1 Ocak 1987 , Perşembe


Charles Baudelaire

1 Ocak 1821 , Pazartesi


Edgar Allan Poe

1 Şubat 1089 , Cuma


Yeni Eklenen Şiirler

Kalbimde Uyuyorsun

5 Ekim 2025 , Pazar - 20:32:24


Rüzgârın Taşıdığı Ağıt

5 Ekim 2025 , Pazar - 20:30:06


“sen Gel”

5 Ekim 2025 , Pazar - 20:24:09


“sende Kaldı Yüreğim”

5 Ekim 2025 , Pazar - 20:20:19


Yanar Ağlarım Gardaş…

5 Ekim 2025 , Pazar - 13:51:31


Bu Şehir Beni Boğuyor

5 Ekim 2025 , Pazar - 13:47:52


Kalbimde Uyuyorsun

5 Ekim 2025 , Pazar - 13:26:44


"yokluğunun Karanlığı"

28 Eylül 2025 , Pazar - 19:16:02


Her Dakikam Sen

28 Eylül 2025 , Pazar - 19:00:21


Saat Özlem’e Çeyrek Kala

28 Eylül 2025 , Pazar - 18:56:45


"kaderin Kuyusunda"

28 Eylül 2025 , Pazar - 18:52:56


"yorgun Adamın Hasreti"

28 Eylül 2025 , Pazar - 18:49:40


Son Mektup

28 Eylül 2025 , Pazar - 18:41:16


"saklı Çığlıklar"

28 Eylül 2025 , Pazar - 18:36:46


"kimsesizliğimin Çığlığı"

28 Eylül 2025 , Pazar - 18:28:58


Rastgele Şiir

"yokluğunun Karanlığı"

28 Eylül 2025 , Pazar - 19:16:02


Devamını Göster...

Üyelerimizden Gelenler

Tüm Şiirler


Uzaktasın belki,ama her gece kalbimde uyuyorsun…Bu cümleyle başlıyor gecelerim,her gün yeniden açılan bir yara gibiaynı kelimeyle büyüyor içimde özlemin.Bir şehir var önümde;ışıkları bana yabancı,sokakları adımlarımı tanımıyor.Ama içimde bir ev saklı,orada sen varsın,sadece senin uyuduğun odaların sessizliğiyle dolu.Bazen elim telefona gidiyor,bir ses duymak,belki bir nefes yakalamak için.Ama sonra korkuyorum,ya uykunda rahatsız edersem seni,ya özlemim yük olur sana diye susuyorum.İşte böyle büyüyor yalnızlık,susmanın içinde.Karanlık çöküyor odama,yastığa başımı koyarkenellerim göğsümde kilitleniyor.O an hayalini çağırıyorum:yavaşça gözlerimi kapatıyorumve sen geliyorsun,ince bir rüya gibi.Uzaktasın belki,ama kalbimde uyuyorsun her gece.Bazen sana sarılıyorum düşlerimde,öyle gerçek geliyor ki kokun,uyandığımda ellerim boşluğu kavrıyor.Ve ben korkuyorum,gözlerim gerçeğe açıldığındasana dair her şeyin bir yanılsama olmasından.Zaman ağır geçiyor,takvimler anlamsız,çünkü günler senden habersiz akıyor.Her saniye sensizliğe bir çentik daha atıyor.Kalbimse ısrarla direniyor,her atışında senin adını fısıldıyor.Gece yarıları başka bir sessizlik getiriyor bana.Saatler ilerledikçe,yağmur pencereme dokundukça,ben sana daha da yaklaşıyorum.Senin olmadığın odalardaben seninle konuşuyorum;kimse duymuyor,kimse bilmiyor,ama seninle konuşuyorum işte:“Gitme… Uzaklarda kalma… Sesin düşlerimde solmasın.”Yine de, sabah oluyor sonunda,güneş perdelerime dokunuyorve ben seni yanımda bulamıyorum.Yastığımda sadece ıslaklık,gözlerimden süzülen uykusuz gecelerin izi kalıyor.Ama içimde tek bir gerçek var,bütün mesafelerden güçlü:Uzaktasın belki,ama ben her gece kalbimde sana yer açıyorum.Senin uyuduğun bir odanın kapısını hayalimde kapatıyor,anahtarını içimde saklıyorum.Ve sabah ne getirirse getirsin,gece olduğunda biliyorum:Sen, uzaklarda bile olsan,benim kalbimde,her gece yeniden uyuyorsun.
Devamını Göster

Bir köy sessizliğinde başladı hikâyemiz, Toprak kokuyordu, Geceler yıldızla doluydu, Ben suskundum, Senin adını ilk kez rüzgâr söyledi kulağıma: Mihriban.O an anladım, Bazı isimler, insana kader gibi dokunur. Sen gülümsedin — Dünya bana döndü, Zaman bir anlığına eğildi önümüzde.Ben o gülüşe inandım, Bir ömrü sığdırdım bir bakışına. Gözlerin bir dağ sabahıydı, Soğuk, ama içinde güneş saklı. Ben ısındım sana, Ama sen, Sen bir mevsim gibi geçtin üzerimden.Mihriban, Adını anmak bile yanmak gibi şimdi. Söz değil bu, dua değil, Bir yanık ilahi gibi… Senin gidişinle Bütün kuşlar yönünü şaşırdı, Sular bile ağladı senin ardından.Bir gün dönersin sandım, Bir gün rüzgâr seni getirir, Bir mektup, bir işaret, Bir ses, Bir “ben de özledim” cümlesi belki… Ama gelmedin, Yıllar geçti, Ben yaşlandım beklerken, Sen efsane oldun içimde.Artık seni anlatmak, Bir acıyı uyandırmak gibi, Bir mezar taşına dokunmak gibi. Ama ne zaman gece olsa, Rüyama düşüyorsun, O eski haliyle, Yüreğimde bir sızı, Adında bir dua kalıyor: Mihriban.Yaktığın yerde hâlâ kül bile tutmaz toprak. Mihriban, Bir ömür sustum — sesim senin adında kaldı. Mihriban, Dünya bana dar, gökyüzü sessiz, Ne yana dönsem, gözlerin orada.Mihriban, Seninle konuşur her yağmur damlası, Her rüzgâr senden haber getirir bana. Mihriban, Aşk dedikleri buysa eğer, Ben çoktan cehennemle dost olmuşum.Mihriban, Bir gün adımı anarsan, Bil ki hâlâ buradayım, Bir ağacın altında, Sana yazdığım o ilk şiirin yanında, Bir yıldızın gölgesinde — Seni bekliyorum.Mihriban… Mihriban… Mihriban… Her tekrarda biraz daha eksiliyorum, Ama senden kurtulamıyorum. Belki de bu aşk, Tanrı’nın bana en sessiz cezasıydı. Mihriban, Sen yoksun ama ben hâlâ varsın sanıyorum. Gözlerimi kapatıyorum — Ve her karanlıkta, Yine sen doğuyorsun.
Devamını Göster

Gece çöktü yine dağların ardına, Ay, seni andırıyor uzaktan — solgun, utangaç. Bir yel esti; Kuru yapraklar fısıldadı adını, Ben sustum. Çünkü her şey seni söylüyordu zaten: Sen gel.Bir yol vardı, seninle yürümek için doğmuş, Ama sen gitmiştin. O günden beri o yolun taşları sessiz, Her adımım eksik, her gölgem yarım. Rüzgâr bile üşürken “neredesin?” diyor içimden.Bir sabah uyanırsın belki, Kuşların sesi tanıdık gelir. Bir yerlerde biri seni bekliyordur hâlâ, Bir pencerede ışık sönmemiştir, Bir kalp — yıllara inat — hâlâ sana inanıyordur.Sen gel. Geceleri koynuma düşen soğuk, Ancak sesinle ısınır. Sen gel. Bir çocuğun duası kadar saf, Bir mezarın sessizliği kadar derin bir özlem bu. Yeter ki bir adım at, Ben bin adımla karşılarım seni.Yıllar geçse de, Adın hâlâ aynı yerinde duruyor dilimde. Ne eksildi, ne değişti. Sadece ben yaşlandım biraz, Bir de özlemim büyüdü — Senin yokluğunla aynı hızda.Bir gün gelir de dönersen, Beni aynı yerde bulacaksın. O eski evin önünde, Kırık bir taşın üstünde oturuyor olacağım. Bir elinde zaman, bir elinde pişmanlık, Yine “gel” diyeceğim usulca. Sitem etmeden, hesap sormadan. Sadece kal diyebilmek için.Sen gel. Söz, dünya duracak o anda. Rüzgâr bile susacak, Kalbim yeniden çarpacak çocuk gibi. Sen gel. Çünkü ben artık yaşamakla beklemek arasına sıkıştım. Ve ikisi de sensiz eksik.Sen gel… Bir daha hiçbir şey istemem. Bir nefesin yeter, bir bakışın yeter. Gel ki kalbim yerini hatırlasın, Gel ki dünya yeniden anlam kazansın. Sen gel… Geçmişin tozuna karışmadan, Geleceğe inat, Sadece şimdi, sadece biz, Sadece o kelimeyle biten dua gibi: Sen gel.
Devamını Göster

Bir ilkbahardı — toprak uyanıyor, ben sana uyanıyordum. Gözlerin, yağmurun ilk damlası gibiydi; Bir dokundu, yandım. Adını bilmeden sevdim seni, Yüreğim seni görünce kendi adını unuttu.Bir gülüşünle başladı hikâye, Bir susuşunla büyüdü, Bir vedanla tamamlanamadı. O gün, sen giderken bir şey kaldı bende değil, Sende kaldı yüreğim.Zaman geçti, şehir değişti, Aynı sokaklardan farklı adımlar geçti. Ama ben her köşede seni duydum, Bir pencere perdesi kıpırdasa — Sen sanıp döndüm. Her gece aynı cümleyle kapandı içim: Sende kaldı yüreğim.Geceleri yıldızlara anlatıyorum seni, “Onu unut” diyorlar, Ama nasıl unutulur bir yürek, Kendisi sende kalmışken? Ben yandıkça, sen parlıyorsun uzaklarda; Bir yangının iki ucuyuz biz, Ben kül, sen ışık.Bir gün döner misin diye sormuyorum artık. Çünkü biliyorum: Sen dönsen bile, o eski ben kalmadı ki. Sen götürürken yüreğimi, Bende sadece kabuğu kaldı bu bedenin. Gerisi çoktan sende… Sende kaldı yüreğim.Rüyalar bile seni tanıyor hâlâ, Her gece oradasın, Bir adım ötede, Bir “nasılsın” kadar yakın, Bir “hoşça kal” kadar uzak. Sözler bitti, dualar sustu, Ama bir tek cümle hâlâ yanıyor içimde: Sende kaldı yüreğim. Bir gün olur da rüzgâr saçlarına dokunursa, Bilesin ki ben oradayım. Bir serinlik geçerse yüzünden, Bilesin, bu yürek hâlâ senin yanında atıyor. Ne zaman bir şarkı duysan “biz” diye başlayan, Bil ki o satırların arasında bir kalp çarpıyor hâlâ. Sende kaldı yüreğim, Mihriban. Bir daha geri dönmedi.
Devamını Göster

Yanar ağlarım gardaş,bu dünyadan gittin gideli…Ben mi delirdim,yoksa dünya mı aklını kaybetti,bilemem artık.Bir sen vardın elimde,bir de gökyüzü;sen gidince gök de karardı,yeryüzü de.Köyün meydanında hâlâ taşlar duruyor,o taşlara otururduk hani,ekmeği bölüştürürdük,kahkahaya eklerdik biraz tuz, biraz umut.Şimdi o taşlara ben otururum tek başıma,elimi uzatırım yan tarafa,ama senin sıcaklığın yok,yalnızca soğuk taşlar konuşur benimle.Yanar ağlarım gardaş…Gece olunca gölgeler gelir yanıma,“deli” derler,“hadi oyna bizimle,senin aklın bizden zaten.”Ben de gülerim,gülüşümde gözyaşı saklıdır.Çünkü bilirim,ben artık bu dünyanın misafiri değilim,ben sana gitmeye hazırlanan bir yolcuyum.Hatırlar mısın gardaş?Dağın yamacında açan o sarı çiçeği,“bak, bu bizim sır çiçeğimiz” demiştin.Her bahar ararım onu,bulurum da…ama dokunmaya elim varmaz,çünkü senin elin değmediği çiçekartık çiçek değildir bana.Yanar ağlarım gardaş,bu dünyadan gittin gideli…Kimi der ki:“unut gidenleri, hayat devam eder.”Ben derim ki:“insan kalbini nasıl unutur,ömür dediğin nasıl devam eder?”Çünkü sen gittin,benim ömrüm de senin ardından gitti.Geriye kalan,yalnızca deliliğe karışmış bir gölge,bir yaralı beden,bir paramparça gönül…Bir gün mezarına vardım gardaş.Toprakta karıncalar koşuyordu,bir de yabanî otlar boy vermişti.Dedim ki:“Toprak bile senden haber taşıyor,sen gittin amadünya hâlâ seni konuşuyor.”Başımı taşa vurdum,taş yarıldı mı, ben mi yarıldım,bilemem.Ama bildim ki:senin sessizliğin benim çığlığım olmuş.Yanar ağlarım gardaş…Gece yıldızlara bakarım,belki birinde sen varsın diye.Rüzgâr eser,adıma bir fısıltı taşır:“sabret, deli yürek,bir gün kavuşacaksın.”Ben o sese inanırım,çünkü başka tesellim kalmadı.Ve işte şimdi,her adımımda senin gölgen,her nefesimde senin adın.Ben bir deli,sen bir sır;ben bir yanık türkü,sen susmuş bir kaval.Ama bil ki gardaş,deli de olsa bu yürek,sana olan sevdadan caymaz.Yanar ağlarım gardaş,bu dünyadan gittin gideli…Ben de sana gelene dekdikenlerin üstünde yürüyeceğim,gözyaşlarımla yolumu ıslata ıslata.
Devamını Göster

Bu şehir beni boğuyor…duvarları üstüme kapanıyor sanki,caddeleri dar, sokakları karanlık.Ne kadar yürüsem,aynı yere varıyorum:yalnızlığın orta yerine.Bir vakit buraya umutla gelmiştim,gökyüzünde kuşlar döner,ışıklar caddeleri süsler,insanlar birbirine gülümser sanmıştım.Ama öğrendim:bu şehirde herkes koşar,kimse kimseye bakmaz,yürekler birbirine değmez.Yalnızlığın adı kalabalıktır burada.Çarşılardan geçerim;bin renk, bin ses,ama içimde tek bir sessizlik: sen yoksun.Her köşe başında bir hatıran saklıdır;bazen bir kahve kokusunda,bazen eski bir şarkının çarpık notasındadır.Ben onları toplarım,kırık aynaların önünde kendime bakar gibi.Bu şehir beni boğuyor…geceleri penceremden bakarım;karşı apartmanda ışıklar yanar,birileri kahkahalar atar,birileri kavga eder,birileri uyur.Ben ise bir sigara yakar,kendi dumanımda boğulurum.Çünkü bilirim:bu şehirde dertlerin sesi yoktur,duvarlar yalnızca yankı yapar.Bir zamanlar sahile indim.Deniz bile yabancıydı burada.Dalga kıyıya vurdu,ama bana bir selam vermedi.Martılar uçtu,ama kanatlarında haber taşımadı.O an anladım:şehir, insanı denize bile hasret bırakabilir.Bazen sokak lambalarıyla konuşurum.Onlar da benim gibi sessizdir;yalnızca yanar, yalnızca söner.Bazen köprülerin altına inerim,orada evsizlerin ateşine otururum.Onlar bana hikâyeler anlatır,ben de susarak dinlerim.Çünkü sözden çok suskunluk yakışır bana.Bu şehir beni boğuyor,ama ben yine de ondan kopamıyorum.Çünkü sen bu şehrin bir yerindesin belki;belki bir otobüs durağında,belki bir çayın buharında,belki de hiç bilmediğim bir sokak aralığında.Ve ben seni bulurum ümidiylebu boğuntuyu yaşıyorum.Ama günden güne anlıyorum ki,şehirler insanlar gibidir:kimini bağrına basar,kimini dışlar.Bu şehir beni bağrına basmadı,beni hep itekledi, hep susturdu.Ama ben yine de susmadım;sokaklarına adını kazıdım,duvarlarına gözyaşımı sürdüm.Şimdi soruyorum sana, ey şehir:beni neden boğuyorsun?Ben sana ekmek getirdim, umut getirdim,ama sen banadikenli kaldırımlar,zehirli yalnızlıklar,karanlık geceler sundun.Yine de yürüyorum,çünkü gitmek de kolay değil.Her giden arkasında bir iz bırakır;benim izlerim sensizliğe yazılmış,benim adımlarım sana bağlı kalmış.Bu şehir beni boğuyor…ama bil ki,bir gün gideceğim.Arkamda yalnızca yankılar bırakacağım,ve o zaman anlayacaksın:bir adam, seni nefessiz kalmamak için terk etti.
Devamını Göster

Uzaktasın belki,ama her gece kalbimde uyuyorsun…Bu cümleyle başlıyor gecelerim,her gün yeniden açılan bir yara gibiaynı kelimeyle büyüyor içimde özlemin.Bir şehir var önümde;ışıkları bana yabancı,sokakları adımlarımı tanımıyor.Ama içimde bir ev saklı,orada sen varsın,sadece senin uyuduğun odaların sessizliğiyle dolu.Bazen elim telefona gidiyor,bir ses duymak,belki bir nefes yakalamak için.Ama sonra korkuyorum,ya uykunda rahatsız edersem seni,ya özlemim yük olur sana diye susuyorum.İşte böyle büyüyor yalnızlık,susmanın içinde.Karanlık çöküyor odama,yastığa başımı koyarkenellerim göğsümde kilitleniyor.O an hayalini çağırıyorum:yavaşça gözlerimi kapatıyorumve sen geliyorsun,ince bir rüya gibi.Uzaktasın belki,ama kalbimde uyuyorsun her gece.Bazen sana sarılıyorum düşlerimde,öyle gerçek geliyor ki kokun,uyandığımda ellerim boşluğu kavrıyor.Ve ben korkuyorum,gözlerim gerçeğe açıldığındasana dair her şeyin bir yanılsama olmasından.Zaman ağır geçiyor,takvimler anlamsız,çünkü günler senden habersiz akıyor.Her saniye sensizliğe bir çentik daha atıyor.Kalbimse ısrarla direniyor,her atışında senin adını fısıldıyor.Gece yarıları başka bir sessizlik getiriyor bana.Saatler ilerledikçe,yağmur pencereme dokundukça,ben sana daha da yaklaşıyorum.Senin olmadığın odalardaben seninle konuşuyorum;kimse duymuyor,kimse bilmiyor,ama seninle konuşuyorum işte:“Gitme… Uzaklarda kalma… Sesin düşlerimde solmasın.”Yine de, sabah oluyor sonunda,güneş perdelerime dokunuyorve ben seni yanımda bulamıyorum.Yastığımda sadece ıslaklık,gözlerimden süzülen uykusuz gecelerin izi kalıyor.Ama içimde tek bir gerçek var,bütün mesafelerden güçlü:Uzaktasın belki,ama ben her gece kalbimde sana yer açıyorum.Senin uyuduğun bir odanın kapısını hayalimde kapatıyor,anahtarını içimde saklıyorum.Ve sabah ne getirirse getirsin,gece olduğunda biliyorum:Sen, uzaklarda bile olsan,benim kalbimde,her gece yeniden uyuyorsun.
Devamını Göster

Bir karanlık iniyor aniden,ufuklar sönüyor sessizce.Ne zaman güneş batıp gölge uzasa,“Bu gece, bu gece son gecem” diyorum.Vazgeçiyorum dünyanın köhne saltanatından,çünkü hiçbir tahta oturmuyor kalbim.Yetişir bunca keder,bunca elem,her nefeste bin yıl yaşlanıyorum.İçimde her şey sağır artık:Ne bir şiir kanıyor dudaklarımdan,ne bir ses dokunuyor ruhuma.Dünyadan bezginliğim,Yaşam  kadar eski.Sanki bin ömür yaşayıp bin kere ölmüşüm,ve her defasında aynı yokluğunla uyanmışım.Öylesine çözülmüşüm ki,bir iplik gibi sökülüyorum zamandan.Geceler üstüme çullanıyor,yıldızlar bile bakmıyor yüzüme.Bu ne bitmez ayrılık,bu ne tükenmez özlem!Her yolun sonu dipsiz bir kuyuya çıkıyor,ben her seferinde aynı boşluğa düşüyorum.Beni çağırdığını bir kez duyabilsem,yüreğimdeki zincirleri kırardım.Avuçlarımda ateş,yorgun gözlerimde nem,bir denizi boynuma asarkapına gelirdim.Ama sesin yok,nefesin yok,yalnızca rüzgârın uğultusu var.Başımı taşlara vuruyorum,duvarlara çarpıyor sessizliğim.Her çığlığım dipsiz kuyulara düşüyor,geri dönmüyor bana.Ve ben yine diyorum:Yaşam bu değil,hayat bu değil,sensiz her şey boş, her şey eksik.Eğer bir gün dönersen,bil ki bu kalp hâlâ aynı kalacak.Ne kadar kırılsa da,ne kadar paramparça olsa da…Çünkü ben,bir tek seni sevmek için yaratılmışım.Ve şimdi biliyorum:Karanlık yokluğundan büyüyor,özlem kuyulara dönüşüyor,zaman bile bana ihanet ediyor.Ama ben hâlâ buradayım,aynı adam, aynı bekleyiş,aynı dua ile:Gel… Sadece gel......
Devamını Göster

Seninle konuşuyorum, çünkü senin yüzünde gizli duran sessizlikbir mektubun açılmamış zarfı gibi taşıyor sırrını.Her tik, bir kalbin attığı kadar gerçek,her tak, insanın içindeki boşluğa işlenen ince bir mühür.Duvarın ortasında asılı değilsin sadece;bir kuyunun dibine düşen damla gibi derinleşiyorsun,benim içimde yankılanıyorsun.Akrep ağır bir gece kuşu,yelkovan ince bir rüzgârın kanadı —senin ellerinde zaman telaşını bırakıyor.Ne acele ediyorsun ne de geri dönüyorsun.Senin çehrene bakınca anlıyorum:gidişler zarif, gelişler sakindir,hiçbir an ötekini itmeden,hiçbir an ötekine boyun eğmedenyan yana durur, kardeş gibi.Saat, ey sabrın sessiz yazıcısı,seninle öğreniyorum beklemeyi.Sanki bütün dünya gözlerini kapamış,yalnızca sen uyanık kalmışsın.Bütün sözlerin, bütün telaşların arasındasenin tıkırtın,derin bir mektubun en dürüst cümlesi gibi kalıyor.Ve ben sana bakarkenzaman artık keskin bir bıçak değil,duru bir ırmak oluyor:su, taşın üzerinden geçerken acele etmez ya,öyle sakin, öyle vazgeçmez bir akış.
Devamını Göster

Sevgilim,Saat özlem’e çeyrek kala yazıyorum sana…Ayaz, penceremin camlarını döverken,ben içimdeki sessizlikle kavga ediyorum.Mutluluk, elimden kayıp giden bir nehir gibi;ben kıyısında susuz kalmış bir yolcuyum.Sen ise, kalbime örülmüş huzur;ulaşamadığım, ama her nefeste varlığını hissettiğim…Biliyor musun,ben bazen kendimi ıssız bir sokakta buluyorum.Kalabalığın ortasında kimsesiz bir çocuk gibi,soğuk duvarlara yaslanıp seni düşünüyorum.Sabahın ayazı yüzümü keserken,bir kapının senin ellerine açılmasını bekliyorum.O eller…bütün yangın yerlerimi söndürecek sıcaklığı taşıyor.Kalbimdeki yara derin,ama o yara bana seni öğretiyor.Dakikalar geçmiyor;zamanın her saniyesibir çığlık gibi çarpıyor ruhuma.Toprak bile, üzerine düşen yağmurlasenden haber taşıyor gibi kokuyor bana.Ve ben isyan ediyorum sevgilim:Geçmeyen dakikalara,dilsiz duvarlara,susmayan ayaza…Ama en çok da,senin yanımda olmayışına.Senin kokunla dolsun istiyorum iliklerim,sıcaklığınla kavrulsun istiyorum avuçlarım.Çünkü senin hayalin bilebenim için hayatın ötesinde bir gerçek.Ben,bir adamım;aşkı hayalin ötesinde yaşayan,seninle var olupseninle tükenen…Ve bilmeni isterim:Eğer hayat bana bir tek cevher bıraktıysa,o sensin.Sevgilim,ben artık zamanın kendisine değil,sadece sana inanıyorum.Çünkü saat özlem’e çeyrek kala değil artık,benim için her vakit sensin.
Devamını Göster

Biraz beni düşün şimdi…Karanlığın ortasında savrulmuş bir yaprak gibiyim,Attığın o kuyunun taşlarıyla konuşuyorum geceleri.Ne bed var bana sahip çıkan,Ne gökyüzü var sesimi duyacak kadar yakın…Ama sen haklısın belki;Ben bile isteye, gönüllü yandım bu ateşte,Bile isteye sürgün ettim kalbimi sana.Gel şimdi…Kurtar beni bu karanlık kuyudan,Vazgeçme benden emi,Çünkü sensizliğin adı: ölüm,Ve ben ölüme razı değilim,Sana razıyım sadece.Ben kadere kafa tuttum,Yazılanı bozdum,Alnıma işlenmiş bütün çizgileriSenin yüzünle doldurdum.Mutluluğun kapısı önümdeydi aslında,Ama ben, senin acına anahtar oldum.Çok mutlu olmak varken,Seninle acıyı seçtim.Çünkü acının içinde bileSenin adının sıcaklığı vardı.Biraz beni düşün şimdi…Kuyu derin, geceler uzun,Ve ben sensizliğin taşlarına vura vuraParçaladım ellerimi.Sen gelmedikçe,Her sabah biraz daha eksiliyorum kendimden.Gel şimdi kurtar beni…Vazgeçme benden, emi.Çünkü ben sensiz:Kanatsız bir kuş,Kökünden kopmuş bir çiçek,Yarısı silinmiş bir dua olurum.
Devamını Göster

Yorgunum…Omuzlarımda yılların ağırlığı,Dudaklarımda söylenmemiş binlerce cümle,Geceler boyu içime gömülen fısıltılar.Kimse duymuyor bu yangını,Ben ise her nefeste seni çağırıyorum gizlice.Bir gün yüzüne dokunmayı düşledim,Ama elim havada kaldı;Bir gün sesini işitmeyi diledim,Rüzgâr sustu, dünya sağırlaştı.Bir gün gözlerinde kaybolmayı istedim,Ama gözlerim hep boşluğa bakıyordu.Ben seni, sen bilmeden sevdim;Bir çiçek suyu bekler gibi,Bir gece sabahı özler gibi,Bir mahkum özgürlüğü düşler gibi.Her yıldız senin adını fısıldıyordu,Ay bile sana benziyordu bazen.Geceler uzadıkça hasretim büyüyor,Sabahlar doğdukça içim daha da yorgun.Ne kavuşmak umudum oldu,Ne de gidişine sitemim.Sadece içimde bir köşedeSana adanmış sessiz bir ibadetim.Yalnızlığımda seninle konuşuyorum,Beni hiç dinlemeyeceğini bile bile.Sana yazdığım mektuplar var,Hiçbir zarfa girmeyen, hiçbir kapıya ulaşmayan.Her kelimesi sana değiyor içimde,Ama sana hiç varamıyor.Yorgunum, ama vazgeçmiyorum;Çünkü seni sevmekBana kalmış en insan yanım.Senin haberin bile yokkenBen sana, kendimce, ömrümü veriyorum.Ve belki bir gün…Ben büsbütün tükenirken,Rüzgâr sana bir fısıltı taşır;"Bir adam vardı, seni sevmişti sessizce," der.O zaman anlarsın belki;Bütün yorgunluğum aslındaSana varamamanın hasretiydi.
Devamını Göster